to top

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA SEZARYEN ORANLARI

Sezeryan doğumlar her geçen gün artmakta. Sezeryan doğum, batın (laparatomi) ve rahim duvarına yapılan insizyonlarla (histeretomi ) fetusun doğumu olarak tanımlanır. Ülkemizde ve dünyada artan sezeryan doğum oranları doktorlar ve sağlık politikalarını yönetenler için bir problemdir. Sebeplerine kafa yorulmalı, sadece kural koyarak bu oranların düşürülemeyeceği, problemin çok yönlü olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Günümüzde sezeryan:

1970-2007 arasında Birleşik Devletlerde sezeryan oranı toplam doğumlar içindeki payı % 4.5’ tan %31,86’ ya yükselmiştir. 2000’ li yıllara gelince, sezeryan artışı için Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği Sezeryan Doğum Grubu, Birleşik Devletler için 2 hedef önerdi. 1 – tekil baş geliş 37 hf üstü gebeliklerde sezeryan hızını % 15’lerde tutmak 2 – daha önce sezeryan doğum yapmışlarda da sezeryan sonrası normal doğumu % 37’lere yükseltmek.

2000’de başlayan bu program nispeten etkili olmuş ancak, 2007’den sonra yine planda sapma ile sezeryan doğum hızı artmıştır.

Sezeryan doğum hızındaki artış tam olarak anlaşılamamıştır, bazı açıklamalar şu şekildedir:

Kadınlar artık daha az çocuğa sahip olmakta, anne yaşı artmakta bu nedenle zaten daha çok riskli gebelik olduğu için sezeryan doğum artmaktadır.
Elektronik fetal monitorizasyon yaygın olarak kullanılmaktadır. ‘Fetal distress’ sebepli yapılan sezeryan oranı, genel toplamda az olsa da , ciddi kalp atımı bozuklukları yanında, ‘’ güven vermeyen kalp atımı ‘’ traseleri de endişeyi artırıp sezeryana sebep olmaktadır.
Eskiye göre, vakum- forceps uygulamaları ve sezeryan sonrası normal doğum denemeleri azalmıştır.
Kendiliğinden doğum sancılarını beklemeden, doğum indüksiyonu denemeleri daha çok uygulanmakta, bu da sezeryan oranını artırmaktadır.
Obesite artmış bu da sezeryan oranını arttırmıştır.
Riskli gebelikler (preeklamsia, preterm doğum,.. ) daha çok sezeryan ile doğurtulmakta, doğum indüksiyonu artık çok tercih edilmemektedir.

Elektif sezeryan: daha çok hasta isteği ile yapılan, normal doğum kaygısı giderilememiş, doğuma ikna edilemeyen hasta grubunda artan oranlarda sezeryan yapılmaktadır.

Şahsi görüşüm, doğum ve sezeryanın ne olduğu, artı ve eksileri doğru anlatılmış hasta grubunda doğum şekline hastanın karar vermesi kadar doğal bir sonuç yoktur. Bu tip kararların yasalarla kısıtlanmaması gerekir. Ancak çoğu hasta grubu ( düzensiz gebelik takibi, doğum bilincine erememe, gebeliğin bir doğum ile sonuçlanacağına hazırlanmama, bilgi eksikliği, eğitim düzey düşüklüğü,… ) bir çok sebeple doğum kapılarını çaldığında yüksek korku düzeyi ile normal doğumu reddetmekte ve doktorlara sezeryan baskısı yapmaktadır. Halk arasında korkulu doğum sahneleri ile terörize edilmiş, doğum sancıları başlamış bir bayanı bu noktada kabul eden bir doktorun da ikna etmesi çok zor bir iştir.

Bu sebeple, hastalarımızın mümkünse tek bir doktor ile kontak kurabilecekleri, tanışabilecekleri ve doğumda da inandıkları, tanıdıkları, kendilerini teslim edebilecekleri bir ekiple doğuma girebilecekleri ortamları yaratmak gerekir. Hastalar, doğum fikrine gebelikleri sırasında hazırlanmalıdırlar. Doğumu heyecenla ve istekle bekler halde olmalıdırlar. Ağrılar başladığında, hastamızın fikrinde ‘’ işte o an geldi, artık bebeğime kavuşacağım ‘’ heyecanını oluşturabilirsek, gayretli , istekli ve başarılı doğumlar gerçekleştirebiliriz.

Ülkemizde, şehir merkezleri dışında çoğu yerde doktor sayısının azlığı ( icap nöbet gerekliliği ) , mesai dışında çoğu hastanede çocuk doktoru, anestezi uzmanının olmayışı, doğumların gündüz hallolabilmesi için sezeryana meyli arttıran faktörlerdir. Yine çoğu hastanede, tüm doğum sancısı çeken hanımların ortak doğumhane salonunda tutulmak zorunda kalınması, mahremiyet faktörünün gözönüne alınamaması, doğum analjezi ve anestezi fırsatlarının olmayışı, doğumu itici hale getirip, hastaların sezeryana yönelmesine sebep olmaktadır.

Malpraktis davaları ile artan kaygılar, sezeryan hızının artmasına sebep olmaktadır.
Son yılllarda artan sezeryan oranlarından sonra, bebeklerin doğum sonrası yaşanan problemler açısından ( neonetal sepsis, nöbetler, serebral pals,…. ) bakıldığında bir azalma olmamasına rağmen, artık günümüzde defansiv tıp ve artan sezeryan oranları bir gerçektir.

zeynep

Sorry, the comment form is closed at this time.