to top

YETERSİZ UYKUNUN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Yapılan bir araştırmada, yeterince uyumamanın çocuklarda duygusal bozukluklar yaşama riskini artırdığı anlaşıldı. Araştırmacılar, çocukların iki gece yeterince uyumadıklarında bile, yaşadıkları olumlu deneyimlerden aynı zevki alamadıkları sonucuna ulaştı. Aynı zamanda çocukların uykusuzken yaşadıkları olumlu deneyimleri daha sonra hatırlamakta zorlandıkları da fark edildi.

Yetersiz uykunun öz izleme, diğer insanların beden dilini okuma ve duygularını tanımlama, öz denetim gibi yetileri olumsuz yönde etkilediği bilim tarafından uzun süredir bilinen bir gerçek. Öte yandan bu araştırma, bunun çocuklar üzerindeki etkisini daha detaylı şekilde ele aldığı için ayrı bir önem taşıyor. Çalışmayı yürüten Dr Candice Alfano çalışmanın ulaştığı sonuçları şu şekilde aktarıyor:

“Kaliteli ve yeterli uyku, çocukların psikolojik sağlığı için kritik bir öneme sahip. Devamlı olarak uykusunu yeterince alamayan çocuklarda depresyon, kaygı ve diğer psikolojik sorunlara rastlanması olası bir durum. Dolayısıyla ebeveynler, çocuğun genel sağlığı için sağlıklı beslenmeye, temizliğe ve fiziksel aktiviteye önem verdikleri kadar kaliteli uykuya da aynı şekilde önem vermeliler. Ayrıca sabah uyanmakta zorlanan ve gün boyu uykulu olan çocukların bu durumu, gece uykularını yeterince alamadıklarını gösterir. Gece uykusunu alamayan bir çocuğun uykusuzluk sorununun çok geç yatmak veya değişken uyku saatleri gibi nedenleri olabilir. Ebeveynlerin bu noktada bunlara dikkat etmesi gerekiyor.”

Araştırma kapsamında yaşları 7 ile 11 arası değişen 50 çocuğun geçici bir süre için az uyumaları sağlandı. Çalışmanın sonunda yetersiz uykunun zamanla depresyon ve kaygıyı riskini artırdığı ortaya çıktı.

Uykusunu yeterince alamayan bireylerin olumlu deneyimler yaşamak için gereken çabayı gösterme konusunda isteksiz olabiliyorlar. Dr Alfano yetersiz uykudan etkilenen duygusal süreçlerin farklı şekillerde kendini gösterebildiğini ifade ediyor: “Yetersiz uyku durumunda birey kendini kontrol etme ve etrafındaki insanlarla arasındaki sözsüz iletişimi doğru anlama yetisini belli bir oranda kaybedebiliyor. Buna çocukluk çağının en önemli özelliklerinden yetersiz dürtü kontrolü de eklendiğinde, duygusal bozukluklar yaşamak çocuklar için kaçınılmaz olabiliyor.”

 

admin

Sorry, the comment form is closed at this time.